Solunabilir Silis Tozunun İnsan Sağlığına Etkileri

Tanımı
Silis, SiO2’den oluşan kimyasal bir bileşiktir ve kristal veya amorf olmak üzere iki çeşittir. Polimorfik formlarsa kristal silis; alfa kuvars, beta kuvars, tridimit, kristalobalit, keatit, koesit, sisthovite ve moganit şeklinde bulunur.
Sağlık üzerine Etkileri
Mesleki açıdan silis tozuna maruz kalmak ciddi ancak çoğu zaman önlenemeyen bir sağlık sorunu olmaktadır. Sonuç olarak sayısı bilinmeyen veya raporlanmayan birçok işçi [...]

Tanımı
Silis, SiO2’den oluşan kimyasal bir bileşiktir ve kristal veya amorf olmak üzere iki çeşittir. Polimorfik formlarsa kristal silis; alfa kuvars, beta kuvars, tridimit, kristalobalit, keatit, koesit, sisthovite ve moganit şeklinde bulunur.
Sağlık üzerine Etkileri
Mesleki açıdan silis tozuna maruz kalmak ciddi ancak çoğu zaman önlenemeyen bir sağlık sorunu olmaktadır. Sonuç olarak sayısı bilinmeyen veya raporlanmayan birçok işçi ölümlerinin sebebi silis tozuna bağlı olarak silikozis, tüberküloz (TB), akciğer kanseri ve scleroderma gibi hastalıklar olmuştur.
Halen ABD’inde silikozis veya silis tozuna bağlı hastalıkların sayısı bilinmemektedir.

Kimyasal ve Fiziksel Özelliği
1 adet Si ve 4 adet O atomundan oluşmakta olup, 3 boyutlu 4 yüzlü şekil olarak dizilmiştir. Si atomu bu şeklin merkezinde olmakla beraber O bu şeklin köşelerinde yer almaktadır.
Sıcaklık, basınç ve doğal etkenler bu şeklin bozularak başka şekiller almasına sebep olabilir.
Sudaki çözünürlüğü oda sıcaklığında 6-11 mg/cm3 (SiO2) olarak değişir ve bu özelliğine etki eden faktörler;
- Partikül Sayısı-Büyüklüğü-Şekli
- Solüsyon Sıcaklığı
- Viskozitesi
- pH ve
- Bünyesinde bulunan diğer mineraller ve özellikleri.

Tahmini-Potansiyel olarak maruz kalan işçi sayısı
NIOSH (1991) tahminen 1.7 milyon Amerikan işçisinin solunabilir silis tozuna maruz kaldığını saptamıştır. Ayrıca madencilik, petrol-gaz gibi endüstrilerin silis tozuna maruz kalan işçi sayısı oldukça yüksektir.

Toz oluşturan aktiviteler, kullanım ları ve potansiyel maruziyet
Değişik endüstrilerdeki işçiler dahi kullanılan malzemelerin ve ürettikleri ürünlerin içerisinde ve yaygın olarak doğada bulunmasından dolayı silis tozuna maruz kalmaktadırlar.
Endüstrilerin %48’inde solunabilir limitlerin (PEL) üzerinde bir maruziyetin söz konusu olduğu saptanmıştır.
Hemen hemen tüm silis içeren ürün veya madenlerle yeryüzünde çalışan endüstrilerde işçilerin silis tozuna maruz kalması olasıdır.

Örnekleme ve Analitik Yöntemler
Örnekleme Yönteminde havada asılı bulunan küçük partiküllerin tutulması / toplanması için siklon ve buna bağlı olarak bulunan bir filtre kaset kullanılır.
Bu siklon ayrıca partiküllerin toplanırken oluşturdukları elektrostatik etkiyi iletkenlik özelliği ile minimize ettiğini göstermektedir.
Kaba hataları önlemek amacıyla siklon ve filtrenin sızıntı ölçümlerinin yapılması gerekmektedir.
Analitik Yöntemler; 3’e ayrılmaktadırlar. Bunlar;
- XRD Spektrometri
- IR (İnfrared Diffraction – Kızılötesi Soğurma) Spektrometri
- Colorimetrik (Renkli) Spektrofotometri
En sık kullanılan yöntemler XRD ve IR yöntemleridir.
XRD Spektrometri: Kristal Silisin yaygın olan 3 polimorfu (kuvars, kristobalit, tridimit) ayırma kapasitesine sahiptir ve her bir polimorfun örnek üzerindeki parazitliklerini analiz edebilmektedir.
IR Spektrometri: XRD’den daha az spesifik olmakla birlikte, çok iyi tanımlanmış kuvars matrislerine uygulanabilmektedir. Analizlerde diğer silika (örneğin kaolinit) ve amorf silika parazitlerini tespit edebilmektedir.
Colorimetrik Spektrometri: Bu yöntemin XRD ve IR yöntemlerine göre doğruluğu daha azdır. Lineer oranları sınırlı olup, boş alan değerleri normalden çok daha yüksektir. Bu yöntem ayrıca silis ve silika bazlı tanecikleri ayırma özelliğine sahip değildir.
Analitik Yöntemlerde Doğruluğu ve Hassasiyeti Etkileyen Faktörler
Tüm Yöntemlerde verimli laborant ve laboratuvar koşulları aranmaktadır. En önemli etkenlerden birisi tane boyutu olup, buna sıcaklık, filtre boyutu vb. etkenlerde eklenebilir. Amaç her zaman doğru sonuçlar elde etmektir.

İnsan Sağlığına Etkisi
Epidemiyoloji, silis tozunun işçiler üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla kullanılan birincil yöntemlerden biridir. Bu alanda yapılan çalışmalar; Cross-sectional (çapraz bölgelendirme / kesit alma yöntemi – çok yaygın olarak kullanılır) veya Retrospective (geriye dönük / işbirliği içerisinde yapılan) olmak üzere ikiye ayrılır.
Çapraz Bölgelendirme yönteminde belirlenmiş bir nüfusun bir noktasına etki eden hastalık belirtilerin ölçümünü sağlar. Örneğin; Granit dökümlerinde çalışan işçilerin akçiğer grafilerinin, bu alanda çalışmayan işçilerin akçiğer grafileri ile yıllık sağlık incelemelerinin mukayese edilmesi. Bu yöntemin iki dezavantajı bulunmaktadır;
- Sadece hayatta olan işçiler incelenmektedir. Emekliler, daha önceden çalışanlar veya vefat edenleri kapsamamaktadır.
- Hastalığın ne zaman başladığını saptamak pek mümkün olmamaktadır.
Çoğu epidemiyolojik çalışmalar geriye dönük çalışmalar olmaktadır ki bunlar şu anda bulunduğu koşulları, hastalıkları, maruziyeti ve ölümleri baz alarak bugünden başlayarak ileriye dönkü yapılan çalışmalardır. Fakat bu çalışmanın dezavantajı; silis tozu olayları ölüm belgeleri gerektirmekle birlikte bunların çoğu zaman tayin edilememesidir.

Sapmaların Çalışmalara Etkisi ve bunların Kaynakları:
Üç ana sapma sebebi silis tozunun maruziyeti ile ilgili çalışmaların sonuçlarını etkilemektedir ki bunlar;
- Seçim Sapmaları: Çalışma konularını seçmeye dayalı bir yöntemden oluşur. Bu sapmalarda akçiğer kanserine yakalanan işçiler üzerinde yapılan çalışmaların, çalıştıkları endüstri, sosyal şartlar ve radyogarfideki değişikliğe bağlı olduğu düşünülmektedir ve bunun için işçilere bir bedelin ödenmesi gerektiği kritiği bulunmaktadır.
- Bilgi Sapmaları: Sınıflandırma olmaksızın, çalışmalarda hastalık veya maruziyeti dikkate alır. Ancak burda da çoğu zaman kullanılan aletlerin hata vermesi, eksik bilgiden kaynaklanan maruziyet ölçümü hataları ve tahmini hatalar oluşmaktadır.
- Değişkenlerin Karıştırılması: Maruziyete dayalı çalışmalar olup, çalışma altındaki hastalıkların risklerinden bağımsız olmaktadır.
Tüm bu spamaların etkileri epidemiyolojik metotları uygulayarak indirgenebilmektedir.

Silikosis:
Genel olarak yumrulaşmış ve dağınık olarak akçiğerde görülür ve solunabilir silis tozunun teneffüs edilip depolanmasıyla oluşur. Buna sebep olarak solunabilir silis tozunun konsantrasyonu ve iş ortamındaki havada bulunan dozaj etkilidir. Bunun yanısıra; (1) Partiküllerin boyutu, (2) Kristalize veya kristalize olmayan silisin doğal hali, (3) Toza maruz kalma süresi ve (4) Maruziyetinin başlangıcı ile teşhisi arasındaki zaman dilimi etkilidir.
Bir işçide genel anlamda üç çeşit Silikozis oluşabilir; (1) Kronik Silikozis, genel olarak 10 yıl ve üzerinde düşük konsantrasyonlarda maruziyetten sonra, (2) Hızlandırılmış Silikozis, maruziyetten 5-10 yıl sonra veya (3) Akut Silikozis, yüksek konsantrasyonlara maruz kaldıktan birkaç hafta ila 5 yıllık bir periyoddan sonra.
Hızlandırılmış Silikozis semptomları kronik silikosize göre daha belirsiz olmakla beraber klinik ve radyografik sonuçlara göre daha hızlı ilerlemektedir. Aynı zamanda anlaşılabilirliği, dağınık yapısından dolayı daha düşüktür ve genelde yüksek konsantrasyonlarda silis tozuna kalmış endüstrilerde sıklıkla görülmektedir.

TB ve Diğer Enfeksiyonlar:
Bu enfeksiyonların ortak özellikleri, TB, büyük bir kısmın silis tozuyla ezilerek enfeksiyona yol açan organizmanın vücuttan atılamamasıdır ki buna da Mycobacterium tuberculosis adı verilmektedir.
Mycobacterial enfeksiyonların bir kısmı işçilerin silis tozuna maruz kalması dolayısıyla oluşan M. Tuberculosis olup diğer kısım ise tüberkuloz olmayan mycobacteria (NTM)’nin sebep olduğu Mycobacterium kansasii ve Mycobacterium avium-intracellulare hastalıklara yakalanırlar.
Bazı deliller işçilerin silikozis olmadıkları halde, uzun süre silis tozuna maruz kaldıklarında TB’ye yakalanma risklerinin oldukça yüksek olduğuna işaret etmektedir.

Kanser:
1996 yılında IARC Ekibi, silis tozuna maruz kalan insan ve hayvanlar üzerine bir çalışma yapmıştır ve sonuç olarak insanların çalışma şartlarından dolayı silis tozunu teneffüs etmeleriyle, kuvars veya kristobalit formlarda kanser olabileceklerini kanıtlamıştır.
Epidemiyolojik çalışmalar göstermiştir ki, silis tozuna maruz kalan işçilerin (1) Madenlerde, (2) Taşocakları ve Granitte, (3) Seramik, Çanak-Çömlek, Cam, Refrakter Tuğla üretiminde ve (4) Dökümhanelerde kansere yakalanma riskleri daha yüksektir. Akçiğer kanserinin artmasının sebepleri;
- Kümülatif silis tozuna maruziyet,
- Maruziyet süresi
- Maruziyet yoğunluğunun fazlalığı
- Radyografik olarak tanımlanmış silikozis
- Silikozis’in başlangıç ve bitiş süresinin takibine bağlıdır.
Sonuç olarak tüm çalışmalar akçiğer kanser riskinde bir artışın olduğunu ve bunun silis tozuna maruz kalan işçilerde görüldüğünü tespit etmişlerdir.

Diğer Kanserler:
Ölüm oranlarını içeren çalışmalarda demir madenlerinde, Kanada’daki altın madenlerinde, kurşun-çinko madenlerinde, tuğla üretiminde, dökümhane veya metal sanayiilerinde, mücevher üretiminde, çiftçilikte çalışan işçilerin çoğunlukla karın veya gastrit kanserlerinden öldüklerini saptamıştır.
Silis tocuna maruz kalmış işçilerde ise, tükrük bezi kanseri, karaciğer kanseri, kemik veya ilik kanseri, pankreas kanseri, cilt kanseri, yemek borusu kanseri, sindirim sistemi kanseri, bağırsak kanseri, beyin kanseri, mesane kanseri gibi kanser çeşitlerinin olduğu ve buna bağlı olarak ölümlerin olduğu saptanmıştır.

COPD (Cronic Obstructive Pulmonary Disease): Kronik Obstrüktif Akçiğer Hastalığı (KOAH) olmakla birlikte kronik bronşit ile başlayarak emphysema, astım ve son olarak da KOAH olarak görülmektedir.
Sigara içmek, bu hastalığı tetikleyen en önemli faktör olup, silis tozuna maruz kalan insanlarda da KOAH’a rastlamak mümkündür.

Astım: Kristalize silisin direk mesleki olarak bir hastalığa sebep olmadığı ancak silis tozuna maruz kalmış işçilerde büyük bir oranda görüldüğü tespit edilmiştir.

Kronik Bronşit: Kronik bronşitin varlığı, klinik olarak tekrarlanan bronşitik segregasyonlar veya öksürük ile tanımlanmıştır. Varolan mukus segregasyonu TB gibi bir hastalığa neden olmamakla birlikte havada asılı bulunan taneciklerin solunmasıyla şiddetlenmektedir. Hem silis tozuna maruz kalmak hemde sigara içmek kronik bronşiti tetiklemektedir.

Emphysema: Emphysema hava boşluklarının anormal bir şekilde büyümesiyle ortaya çıkan ve alveoller’de ciddi deformasyonlara yol açabilen bir hastalıktır. Karbonmonoksitin vücuttan atılmasını azaltır ve kilo kaybına sebep olur. Genel olarak kömür tozuna maruz kalanlarda akçiğerlerin alt bölgelerinde, sigara içenlerde ise akçiğerlerin üst bölgelerinde tahribatlar fazlalık gösterir.

Bağışıklık Sistemi ve Kronik Böbrek Hastalıkları:
Silis tozuna maruz kalan işçilerin çoğunda bağışıklık sisteminde problemler, anemik hastalıklar, scleroderma, romatizmal eklem hastalıkları ve kronik böbrek hastalıkları oluştuğu gözlenmiştir. Ancak hücresel olarak silis tozunun bağışıklık sistemine nasıl bir etki yaptığı kesin olarak bilinmemektedir.

Diğer Sağlık Etkileri:
Literatüre göre silis toz taneciklerinin lenf düğümleri yardımıyla akçiğerlerden dalak, karaciğer, böbrek gibi organlarımıza taşındığını saptamıştır. Damar kopmalara ve lenf sisteminin bozulmasına kadar bir çok hastalıkların bu taşınmayla olabileceği belirtilmiştir.
Bazı işçilerde ise hepatit ve buna bağlı kanserojen hastalıklar saptanmıştır ki bu hastalıklarda alkol tüketiminin çok olması önemli bir faktör.
Ayrıca diş ve diş eti sağlığını da olumsuz olarak etkilediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Deneysel Çalışmalar

Biomarker’lar:
Biomarker’lar şuna işaret ederler; (1) Maruziyetin oluşu, (2) Maruziyetin etkileri, (3) Hastalıkların varlığını erken teşhisine veya (4) Maruziyete etkilerin erkenden hassasiyetle tespit edilmesine.
Kullanışlı Biomarker’lar; Hastalığın veya maruziyetin kesin ve onaylanmış bağlantısını ve işaretlerle maruziyeti dozu ile arasında bir kanıta ihtiyaç duyarlar. Buna ilaveten kan, serum, bronşalveol ve gen örnekleri alınarak bunların silis maruziyetleriyle olan bağlantıları ölçülür.

Cyto-toksiklik:
Kristal silisin silikozis’e sebep olduğu bilinse de moleküler mekanizmadaki hücresel bozunmanın nasıl gerçekleştiği kesin olarak bilinmemektedir. Memeli hücrelerde hücre içi ve hücre dışının silis ile bozunduğu saptanmıştır. Bu hücresel bozunma;
- Cyto-toksikliğin kristalize silis üzerine etkisi
- Silisin aleveolleri uyararak Cyto-toksik enzimlerin veya oksidanlarının serbest kalmasına sebep olması
- Kızdırıcı faktörlerin alveollerin uyarımı ile kendini bırakarak yerinin polimorfo-nükleer lökositlerle doldurmasından dolayı gerçekleşmektedir.

Geno-toksiklik ve Etkileri:
Bazı çalışmalar kuvarsın direk olarak memeli hücrelerini uyardığını gösterse de hücre içi çalışmalar da herhangi bir kromozomal sapma, gene mutasyonuna sebep olmadığını göstermiştir.

Kanserojenlik:
Deneysel çalışmalar kuvars parçalarının uzun vadede teneffüs edildiği taktirde kanserojen olabileceğini fareler üzerinde yapılmış deneyler ile kanıtlanmıştır.
Aynı zamanda fareler üzerinde denenen bu çalışmalar, doz aşımı, kuvars toksikliği veya hücre içi tepkileri ile ilgili bilgi verebilmektedir.

Sonuçlar
Sonuç olarak solunabilir silis tozunun maruziyeti ile birlikte sağlık üzerine etkileri, insanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarla 1974’den bu yana sürmektedir (NIOSH 1974). Bu çalışmaların tamamı silis tozunun solunmasıyla oluşabilecek akçiğer kanseri ve buna benzer diğer ölümcül hastalıkları desteklemektedir.

Akçiğer Kanseri:
Silis Tozuna maruz kalarak akçiğer kanserine yakalanma riski aşağıdaki maddeler ile desteklenmiştir.
- Özellikle kuvars ve kristobalit gibi minerallerin solunmasında,
- Maruziyet ile ilişkili olarak genellikle madencilerde, granit işlerinde, çanak-çömlek ve refrakter tuğla üretimi yapan işçilerde,
- Epidemiyolojik çalışmalar ve silis tozuna maruziyet akçiğer kanserine sebep olduğunu raporlamıştır; aynı zamanda sigara kullanımı bu oranları ciddi anlamda yükseltmiştir.

Kanserojen olmayan sağlık etkileri:
Bazı epidemiyolojik çalışmalar silis tozuna maruz kalan işçilerin bağışıklık sistemi, scleroderma, romatizmal eklem iltihabı, sistemik kızartılar gibi ölümcül hastalıklara yakalandıklarını ispat etmiştir.
Ayrıca tüm bu hastalıklara ilaveten bakteri enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları, bronşit, KOAH gibi hastalıklara da yakalanabildikleri saptanmıştır ve tüm bunların sigara kullanmayan işçilerde daha düşük bir oranda olabileceğini eklemişlerdir.

Maruziyet, Denetleme ve Kontrolü:
Bazı mühendislik kontrolleri ile maruziyetler önlenmeye çalışılsa da birçok endüstride bunu kaynağından çözme gibi bir kontrol yöntemi kullanılmaktadır. Ayrıca solunabilir silis tozu limitlerini dengede tutabilmek için birçok analitik ve örnekleme yöntemleri kullanılmaktadır.
Ancak önemli olan maruziyete en düşük seviyede tutmak veya tüm bu maruziyeti ortadan kaldırabilecek bir yöntem bulmaktır.

Araştırma Sebepleri
Akciğer kanseri, silikozis veya silise bağlı diğer hastalıkların önlenmesinde;
- Metotların geliştirilmesi ve hastalıkların başlamasından önce detaylı araştırmaların yapılmasının,
- Hücre içi ve hücre dışı çalışmaların geliştirilerek silika bazlı yumrular, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıkların ve silis partiküllerinin DNA bozunmasına sebep olmasının tespitinin,
- Alfa kuvars ve polimorflarının, kristalize silisin kristalize cam ve amorflarının, kristalize silis ve aşındırıcı malzemelerinin, izci elementler üzerindeki toksikliği ve patojenliklerinin hücre içi ve dışı çalışmalarının gelişmesinin vb yardımı olacaktır.

Maruziyet Ölçüm Araştırmalarında aşağıdaki yöntemler geliştirilmelidir.
- Siklon ve buna benzer aletlerin yeniden değerlendirilmesi
- Aerodinamik diametre ile örenkelerin bir önceki örnekler ile karşılaştırılması
- Saha şartlarında yan yana örneklerin yapılması
- Varolan örnekleme sistemlerin geliştirilmesi
- Kalibrasyon Hatalarını önlemek amacıyla değişik tipte filtre kullanılan çalışma şartlarının geliştirilmesi
- Ortak testlerin yapılarak geliştirilen analitik veya örnekleme metotlarının diğerleriyle eşdeğer olmasını sağlamak.
Silis tozuna maruz kalan işçilerin bu etkiden korunması için genel olarak koruyucu donanımlara ihtiyaç vardır ve bunlar kullanılmalıdır. Ancak bunlar maruziyeti kontrol ve önleme metodu olarak bir öncelik teşkil etmemelidir.
Birçok sektörde detaylı araştırmalar kontrol ve önleme adına büyük önem arz etmektedir ki bunlar;
- İnşaat Sektöründe
- Dökümhane Endüstrisinde
- Aşındırıcı Püskürtme Operasyonlarında
- Yerüstü ve Diğer Madencilik İşlemlerinde ve
- Boyama, kaplama, cam, kozmetik, plastik ve temizlik ürünlerinde

Related Posts


Fatal error: Call to undefined function yarpp_sql() in /home/onuralpn/riskanaliz.net/wp-content/themes/convergence/single.php on line 58